Hayatımdaki Sisler

14.9.2007 - blazing archon

Kategori: mtg

 

 

Through the haze of battle I saw the glint of sun on golden mane, the sheen of glory clad in mail, and I dropped my sword and wept at the idiocy of war.

 

 

Blazing Archon

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29.8.2007 - fantastik kurgu

Kategori: frp

 

 

Fantastik kurgu, gerçek dünya ile yetinmeyen, hayal gücü yüksek olan insanların yarattığı bazen kaynağı bilinmeyen efsanelerden esinlenerek oluşan, bazen de tamamen özgün dünyalardır.

 

FRP ile ilgili koca koca kural kitapları olsa da – ki bunlar masa üstü FRP’de birlikte oyun oynamak için mutlaka gereklidir – herkes kendi fantastik dünyasını yaratabilir, kendi efsanesini yazabilir, kendi dünyasının kahramanı olabilir.

 

Fantastik kurgu çok geniş bir dünyadır, kadim efsanelerden, en modern online oyunlara kadar insan hayatının hep içinde olmuşur. Yine de çoğu insan fantastik kurgudan korkar, luis royo’nun resimlerinden ürker, sanki o resimlerdeki - öykülerdeki canavarlar gelip onların ruhunu ve tüm inançlarını alıp götürecek sanırlar.

 

Fantastik dünyalara ait olan insanlar o dünyalara adım attıkları anda – herkes göremese de - yüzlerinde kocaman bir gülümseme belirir. Bir parçalarının o dünyaya ait olduklarını hissederler ve o dünyaları sık sık ziyaret etmeye başlarlar. Bir oyunla - ki arkadaşlarla birlikte oynanan bir FRP ya MMORPG’nin tadına doyum olmaz – bir öykü ile ya da bir resme dalıp giderek...

 

 

Strahd von Zarovich

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29.8.2007 - karanlıktan sakın

Kategori: dragonlance

 


Yetişkin, düşlerinde kendini bi çocuk olarak görüyordu.

Kendisini bir tünelin başında dikilen henüz yeni yeni yürümeye başlamış bir çocuk olarak görüyordu. Girişin etrafında bir zamanlar cilalanmış ama şimdi kullanılmamakla geçen yıllarla kirlenmiş mermer, kuvars ve çiniler vardı. Mağaranın ağzında bir taşın yanından çıkmış bir ağaç duruyordu- ne toz ağacı, ne de meşeydi, çocuğun kısa hayatında gördüğü herhangi bir ağaç değildi. Çocuğun burun delikleri nemli kaya ve tarçın kokusuyla genişledi- mavi gözleri parladı. Tarçın ve şekerli quith-pa çocuğun en sevdiği öğle yemeğiydi. Dışarda geçirdiği günden yorulmuş, karnı acıkmıştı.

Qualinost’un merkezinin yakınlarındaki kutsal Koru’nun etrafındaki çalılıkların oralardan annesinin sesi geldi. Çocuk tünelin ağzında kararsızca dikilip kaldı, tombul elleriden biriyle doldurulmuş bir hayvanı, bir dostejderi sıkı sıkı tutuyordu. Mağara bir önceki gün burada değildi, diye düşündü çocuk, ama şimdi buradaydı. Çocukların dünyasında her şey mümkündür ve bu çocuk korku nedir bilmezdi.

Bir Varlık içeriden kendisini çağırdı. Belki Varlık ufak çocukla oynayacaktı; ağabeyleri hep büyük işlerle uğraşmakla meşguldü. Anne tekrar kendisini çağırdı, bu sefer sesinde biraz korku vardı.

Çocuk çok düşündü. O saklanacak anne onu bulacaktı, oyun bu muydu? Bu güzel tünelden daha uygun bir saklanma yeri olabilir miydi? Kuvars ve mermer çiniler sanki büyülü bir Varlık onları an be an cilalıyormuş gibi parlıyordu.

Anne çocuğun saklandığı yerden çıkmasını söyledi. Bir an önce genç elf. Yoksa sen bilirsin, diye uyardı.

Bunun üzerine karar verdi. Çocuk mağaraya daldı. Ve o anda, karanlık olmaya başlayan tüneldeki ilk duraksamasında giriş kapandı. Sarmaşıklar nemli toprağa sarıldı. Kayalar yuvarlanarak öğle üzerinin ışığını kestiler, ve giriş yok oldu.

Çocuk biraz önce mağaranın girişi olan yıkıntının üzerinde doğruldu. Dışarıya çıkmak istiyordu, ama artık Dışarısı yoktu. Işık yoktu, tarçın kokusu yoktu.

Sadece tünel vardı.

Adam inleyerek uyandı.


EJDERHA MIZRAĞI / Tanışmalar Serisi 1. Kitap / Eş Ruhlar / Mark Anthony, Ellen Porath / Arkabahçe Yayıncılık

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29.8.2007 - istasyon insanları

Kategori: music

 

 

Ruhidir benim adım hiç çıkamam evimden

 

Dostlar uydururum hayali mutluyumdur bu yüzden

 

Bir çiçek dürbününden insanlara bakarken

 

Bir gün bir istasyon gördüm trenleri geciken

 

Yolcular ellerinde tek gidişlik bir bilet

 

Henüz bilmeseler de hayat bundan ibaret

 

İstasyon insanları burdalar tesadüfen

 

Aynı rüyayı görüp ayrı yerlere giden

 

Eskiden çok eskiden ben daha çok küçükken

 

Henüz cennet plajı otopark olmamışken

 

Mercanların arasında küçük balıklar vardı

 

En güzellerin el boyunda kavuniçi olanlardı

 

Bir gün bir rüya gördüm o kavuniçi balık benmişim

 

Büyümem beklenmeden afiyetle yenmişim

 

İstasyon insanları burdalar tesadüfen

 

 

Teoman

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28.8.2007 - dipsiz deniz

Kategori: poem



gecenin sonsuz karanlığında

kıyısız bir denizde yüzüyorum

yıldızlar sönmüş

kara bir duvar –

dikilmiş önüme

her kulaç atışımda

o duvara çarpıyorum

ve kanımla

duvarı –

koyu bir kırmızıya boyuyorum

dev köpekbalıkları geliyor –

kanımın kokusuna

ama cesaret edip –

yanıma yaklaşamıyorlar

kanımı içmekle –

yetiniyorlar sadece

gecenin sonsuz karanlığında

kıyısız bir denizde yüzüyorum

güneş hiç doğmayacak

ve yıldızlar tekrar –

ışık saçmayacak

kulaçlarım yavaşlıyor

sonunda gücüm tükenince

kendimi koyu kırmızı denizin

sıcak kollarına bırakıyorum

nefes alamıyorum

zaten buna hiç –

ihtiyacım olmamıştı

yavaş yavaş –

daha derinlere iniyorum

koyu kırmızı sular

koyu siyaha –

dönüşüyor

köpekbalıklarını da –

göremiyorum artık

içimi tatlı bir –

mutluluk kaplıyor

hiç olmadığım kadar –

huzurluyum şimdi

gecenin sonsuz karanlığında

dipsiz bir denizde yüzüyorum

 

 

Strahd von Zarovich

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta

Kategoriler

Arkadaşlarım